Cumartesi, Ağustos 25, 2012


GAMBİYA RAMAZAN NOTLARI
Serhat ORAKÇI
Dünya Bülteni, Ağustos 2012

Bu yıl ramazan çalışmaları için yolumuz Gambiya’ya düştü. Nevşehir’den Ahmet Kutay ve ben önce Fas’ın Kazablanka şehrine oradan da Gambiya’nın başkenti Banjul’a hareket ettik. Afrika ana karasındaki en küçük ülke olarak bilinen Gambiya 1,7 milyon civarında bir nüfusa sahip. Ülke nüfusunun %90’dan fazlası Müslümanlardan oluşurken Hıristiyan ve animist inanışlar da bulunmakta. 1965 yılında İngilizlerden bağımsızlık kazanan ülke diğer Afrika ülkelerine kıyasla daha istikrarlı bir görünüme sahip. Gambiya 18 yıl önce kansız bir darbe ile iktidarı ele geçiren Devlet Başkanı Yahya Jammeh’in idaresi altında.

Dalasi olarak adlandırılan para birimi kullanılan ülkede 1 dolar 30 dalasi yapmakta. Ülkenin başkenti Banjul bir adadan müteşekkil. Ana kara ile ulaşımı bir köprüden sağlanıyor. Dağınık bir yerleşime sahip Gambiya’da Serekunda ve Birkama daha yoğun nüfuslu yerler. Ülke 5 farklı eyalete ayrılmış. Devlet binalarının bulunduğu Banjul’da bir de küçük bir liman mevcut. Bu limanda el yapımı balıkçı tekneleri yapılmakta. İnsanlar bu teknelerde okyanusun azgın dalgalarıyla mücadele ederek avlanıyor. Serekunda-Banjul arasındaki yolda ilerlerken Gambiya için büyük sayılabilecek bir inşaata rastladık. Hindistan tarafından finanse edilen bina yeni parlamento binası olacakmış.   


Atlas Okyanusuna açılan ülke Senegal tarafından çepeçevre sarılmış bir halde. Ülkenin tek komşusu Senegal. Gambiya Nehri ülkeyi baştan sona katederek Atlas Okyanusuna dökülüyor. Uzun nehir ülkeye doğal bir güzellik katarken aynı zamanda balıkçılara sakin sularda avlanma fırsatı sunuyor. Sömürgecilik döneminde Senegal Fransızlar tarafından sömürülürken Gambiya İngilizler tarafından sömürülmüş. Bu yüzden ülkenin resmi dili İngilizce.

Ülkeyi baştan sona geçen Gambiya Nehri ve Atlas Okyanusu gibi doğal güzellikleri ile göz kamaştıran ülke son yıllarda turistlerin uğrak mekanı haline gelmiş. Balıkçılık ve tarım da diğer önemli sektörler. Özellikle bol miktarda mango yetişiyor. 10 tane iri mangonun fiyatı ise 1 dolar. Balık çeşidi de oldukça fazla. Yıllık 150 bin civarında yabancı turistin ziyaret ettiği Gambiya da devlet turizm sektörüne yatırım yapıyor. Bu sektörün gelişimi ise oldukça ilginç. 60’larda Gambiya’ya deneme amaçlı gelen küçük bir grub İsviçreli ile başlamış. Ülkeyi beğenen grup bir sonraki yıl daha da kalabalık gelmiş. Sonraki yıllarda ise sayı artarak devam etmiş.


Gambiya hükümeti yurtdışı tanıtım fuarlarına katılarak bu sektörü tanıtıyor. Ülke Aralık-Mayıs döneminde sezon tabir edilen dönemini yaşarken yılın geri kalanında ise oldukça sessiz ve yağışlı. Fas üzerinden gidilen ülkeye direk uçuş bulmak biraz zor. Avrupa ülkelerinden tur operatörlerinin düzenlediği çartır seferler mevcut ancak bu uçuşlar sadece sezonda bulunabiliyor. Bize eşlik edip gezdiren gençlerle konuştuğumuzda turistlerin çok uzaklardan geldikleri bu sahillere hiç ayak basmadıklarını öğrendik. Kendileri için ulaşımın zor olduğunu söyleyen gençler ülkelerini yeteri kadar tanımıyorlardı.

Turizmdeki canlılığa rağmen ülkede yoksulluk ve işsizlik önemli sorunların başında geliyor. Turizmin ülkenin ahlaki yapısına ise büyük tesirleri var. Özellikle alkol tüketimi ve fuhuş sektörü kendini gösteriyor. SeneGambia ismi verilen bölge gece klüpleri ve eğlence mekanları ile meşhur. Otellerin ve restoranların bulunduğu mekanlar turistlerin uğrak yerleri.

Gambiya’daki diğer bir sorun ise erozyon ve çölleşme. Ülkenin güneybatı kıyılarında ormanların hızla tahrip edilirken çölleşme tehlikesi tarım sektörünü ve kırsal kesimlerde yaşayanları etkilemeye başlamış. Yayınlanan raporlara göre buzullardaki erimenin Gambiya’yı sular altında bırakacağından korkuluyor. Uzak gelecekte olması beklenen bu çevresel felaket için şimdiden uyarılar yapılıyor.


Gambiya’yı uluslar arası arenada tanıtan ve ismini duyuran gelişmelerden biri de geçtiğimiz günlerde Luis Moreno Ocampo’nun yerine Gambiyalı Fatou Bensouda’nın Uluslararası Ceza Mahkemesinin(UCM) baş yargıcı olarak atanması oldu. Özellikle Afrikalı liderlerin kabusu haline dönüşen UCM, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir’i soykırım suçundan yargılarken, Liberya Devlet Başkanı Charles Taylor’ı ve Tanrının Direniş Ordusu lideri Joseph Kony’yi insanlığa karşı suç işlemekten yargılamıştı.

İslam bu bölgede uzun süredir varolsa da form olarak oldukça serbest. Son yıllarda Mısır, Libya, Suudi Arabistan gibi merkezlerde eğitim alanların sayısı artmaya başlamış ve gelenler iyi derece Arapça öğrenmişler. Gezdiğimiz cami ve medreselerin durumu ise hiç iç açıcı değildi. Camiler viran bir haldeyken medreselerde çocukların kaldığı ortamlar da içler acısıydı.

Türkiye’nin Gambiya elçiliği daha çok yeni. Büyükelçi olarak atanan Ali Rıza Özcoşkun altı aydır elçiliği kurmak için çalıştıklarını belirtirken Gambiya’nın turizm açısından Türkler için cazip bir yer olabileceğinin altını çizdi. 40 öğrenciye hizmet veren Türk koleji de yeni açılmış. Gambiya’da isminden söz ettirecek bir Türk girişimi henüz bulunmazken iki ülke arasındaki ilişkiler ise oldukça olumlu. Türkiye, bağımsızlık sonrasında Gambiya’yı ilk tanıyan ülkelerden biri olmuş. Bir dönem asker ve polis eğitimleri de verilmiş. Konuştuğumuz bazı işletme sahipleri son zamanlarda Hindistan’dan, Çin’den gelenlerin yoğun olduğunu söylediler.

Ramazan çalışmaları dolayısıyla 416 aileye kumanya dağıttığımız Gambiya’da daha fazla yardıma ihtiyaç var. Misyonerlerin ücra köy ve kasabalara gittiklerini buralarda çalışmalar yürüttüklerini belirten Büyükelçi özellikle eğitim alanında çalışmalar istiyor. Gezimiz esnasında Gambiya’da aylar önce İHH’nın başlattığı küçük çaplı bir tarım projesinin meyvelerini görme şansımız oldu. Kuran eğitimi verilen bir okulun bahçesinde başlatılan proje ile domates, biber, patlıcan hatta muz yetiştiren öğrenciler okulun ihtiyaçlarını karşılamaya başlamışlardı. Okula getir getiren proje 70 öğrenci için umut oldu.

Afrika’nın dev cüssesi ve keşmekeşi içinde kaybolup giden, yerini dahi çoğu zaman bulmakta zorlandığımız Gambiya hiç şüphesiz insanda tekrar gitme isteği uyandırıyor. Sıcak kanlı her daim gülümseyen insanları, bereketli toprakları ve eşsiz doğal güzellikleri insanı kendine çekerken bir daha ne zaman uğrayabileceğinizi merak etmeye başlıyorsunuz. Cenab-ı Allah bir daha gitmeyi nasip eder inşallah…    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder