Pazartesi, Eylül 16, 2013

AFRİKA’NIN KALBİ BURUNDİ NOTLARI
Serhat Orakçı
Dünya Bülteni, Eylül 2013

Tanzanya, Ruanda ve Tanganyika Gölü ile çevrili Burundi 1962’de Belçika’dan bağımsızlık kazanmış bir Afrika ülkesi. Yaklaşık 9 milyon nüfusa sahip ülkede kahve üretimi halkın başlıca geçim kaynağı. Dünya Bankası verilerine göre yıllık 560 dolar gelir ile Burundi kişi başına düşen milli gelir sıralamasında dünyanın en yoksul ikinci ülkesi. Kirundi, Fransızca ve Sivahilice ülkede konuşulan başlıca diller. Nüfusun %85’i Hutu, %14’ü Tutsi ve %1’i Kwa etnik sınıfına mensup.


Burundi ve komşusu Ruanda aslında birbirinin ikizi iki ülke. Etnik yapıları neredeyse hemen hemen aynı. Büyüklükleri, barındırdıkları nüfus ve ekonomik yapıları benzerlikler arz ediyor. Bir elmanın iki yarısı gibiler. Her iki ülkeyi de Birinci Dünya Savaşına kadar sömüren Almanya savaşta alığı mağlubiyet nedeniyle her iki ülkenin yönetimini de Belçika’ya devretmek zorunda kalmış. Ruanda-Urundi olarak adlandırılan bu bölge daha sonra 1959 yılında iki ülke olarak ayrılmış. 1962-1993 arasında 250 bin civarında insan etnik çatışmalarda hayatını kaybetmiş. 1972’de Tutsi’lere soykırım uygulanırken 1993’de Hutu’lara karşı soykırım uygulanmış.   

Burundi ziyaretimiz esnasında uğradığımız yerlerin başında Diyanet İşleri Başkanlığı vardı. Bir oto tamirhanesine benzeyen tek katlı yarım kalmış inşaatın önüne geldiğimizde durumun bu kadar içler açısı olacağını hiç tahmin etmemiştim. Diyanet kurumunu temsil eden beylerle oturduğumuzda Burundi’deki Müslümanlar hakkında kısa kısa bilgiler verdiler. Mali yetersizlik yüzünden yarım kalmış binaları için acil destek istediler. Burundi nüfusunun büyük çoğunluğu Katolik Hıristiyan; Müslümanlar toplam nüfusun %10’u kadar. Diyanet kurumunun hemen karşısında gösterişli bir kilise diğer yanında ise oldukça heybetli bir Şia camisi bulunuyor. Ülkedeki toplam Şia nüfusu ise yüz kadar. Sünni Müslümanları temsil eden Diyanet ise bu yapıların arasına sıkışmış bir harabe sadece. Burundi devlet olarak İslam’ı tanıyor hatta Ramazan bayramı resmi bayramlar arasında.


Diyanet kurumunun başındaki Burundi Müftüsü bir radyo kanallarının olduğunu ve Burundi genelinde yayın yaptıklarını söylediğinde gerçekten umutlandım ancak bu sevinç çok kısa sürdü. Radyonun kurulu olduğu 4m²’lik odaya girdiğimizde eski bir masanın üzerinde bir adet kasetçalar teyp vardı. Vericiye bağlı kasetçalardan şimdilik sadece 24 saat Kuran yayını yaptıklarını söylediler. 


Ülkenin haritadaki görünümü bir kalbe benzediğinden Burundi için “Heart of Africa-Afrika’nın Kalbi” tanımlaması yapılıyor. Burundi’nin başkenti Bujumbara Tanganyika gölünün hemen yanında yer alıyor. Göl nedeniyle sivrisinekler oldukça rahatsız edici ve maalesef herhangi bir ilaçlama yapılmıyor. Gölün ön cephesindeki bazı otel ve lokantalar ülkenin sosyetesini ağırlıyor. Yol kenarlarındaki ağaçlardan papayalar, muzlar sarkıyor. Müslümanların büyük bölümü başkentin büyük mahallelerinden olan Buyenzi ve çevresinde yaşıyor. Buyenzi’de yaşam standartları ise ortalamanın daha da altında.   

Tanganyika gölü dünyanın büyük göllerinden biri. Gölün bazı yerlerinde derinlik 1.400 metreyi aşıyor. Göl, 1858 yılında Nil Nehrinin kaynağını araştıran İngiliz araştırmacılar Richard Burton ve John Speke tarafından keşfedilmiş. 400 civarında farklı canlı türünün yaşadığı göl bu bölgedeki dört ülke (Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Tanzanya ve Zambiya) için büyük önem taşıyor. Aynı zamanda göl yatağında yaşayan 10 milyon insan için önemli bir besin kaynağı. Aynı zamanda bu ülkeler arasında ulaşım imkanı sağlıyor.  


Başkent Bujumbara’yı diğer şehirlere bağlayan yollar bakımsız ve çukurlarla dolu. Araçlar düşük hızlarla seyrettiğinden bu yolların ortasında bile dilenciler sıra sıra dileniyor. Trafik olmadığından Burundi’de seyahat eden tek kişi olduğunuz hissine kapılıyorsunuz. Bujumbara haricindeki şehirler neredeyse küçük birer kasaba sadece. Evler ve dükkanlar bakımsız… Bol bol kiliseler sıralanmış. Ülkede demiryolu yok ayrıca.

Burundi toprakları bereketli. Yağmur her zaman olası. Gölde tek tük balıkçılar avlanıyor. Pazar hareketli; muz, mango, avakado, papaya ve ananaslar tezgahlarda sıralanmış. Burundi ekonomisi tarıma dayalı bir ekonomi. Milli gelirin %30’u tarımsal faaliyetlerden elde ediliyor. Kahve ve çay üretimi çok yaygın. Ülke ihracatının %93’ünü kahve oluşturuyor. Muz, pamuk, tatlı patates, sorgum ve tropikal meyveler ise üretilen diğer ürünler. Ülke yer altı zenginlikleri açısından pek zengin sayılmaz. Nikel, uranyum, kobalt, bakır gibi bazı madenlere sahip olsa da maden sektörü gelişmemiş.

Burundi IMF’den kredi alarak ekonomik ve finansal alanda IMF takvimini takip ediyor. Dışarıdan yabancı çekmek için girişimlere başlamış. Yatırımcılara kolaylıklar sağlıyor. Türkiye’nin herhangi bir varlığı söz konusu değil bu topraklarda. Elçiliğimiz bulunmadığı gibi THY seferi de bulunmuyor. Sivil toplum kuruluşları (STK) mütevazı düzeyde bazı çalışmalar başlatmışlar.

Burundi’de bulunduğumuz süre zarfında İHH adına bir iftar yemeği tertip ederek toplumun farklı kesimlerinden Müslüman önderleri bir araya getirdik. Karşılıklı konuşarak dertlerini dinledik. Zaten yoksul olan ülkede Müslümanların daha da zor durumda olduğunu belirttiler. Hükümet içinden bazı üst düzey yetkililer Türkiye ile Burundi arasında ilişki kurmak istediklerini belirttiler. Türkiye’de ülkelerini tanıtmak istediklerini, gelecek yatırımcılara açık olduklarını belirttiler. 

Burundi Dışişleri Bakanı daha önce Mısır’ın devrik lideri Muhammed Mursi ile görüşmüştü. Doğu Afrika ülkeleri arasında Nil kaynaklı anlaşmazlıklar yaşandığı düşünüldüğünde hem Türkiye’nin hem de diğer bölge ülkelerinin Burundi ile ilişkilerini geliştirmesi faydalı olurdu. Önümüzdeki yıllarda daha da ateşlenecek olan Nil anlaşmazlığı taraflar arasında diyalog kurulmasını zorunlu kılmakta.  

Yoksulluğa rağmen Burundi’de güvenlik sorunlu yaşanmıyor. Rahatça sokaklarda dolaşmak mümkün. Tanganyika gölü Bujumbara’ya sakin bir tatil kasabası havası katıyor. Stresten uzak, gülümseyen insanlarıyla insanın zihninde hoş bir anı bırakıyor.

      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder